Yorumlarda kararın hukuksuz olduğu, vicdana sığmadığı ve basın özgürlüğüne yönelik "gözdağı" mesajı taşıdığı vurgulandı.
Karar Hukuken Değerlendirilemez
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, kararın hukuken değerlendirilebilecek bir yanının olmadığını belirterek, yargının özgürlükleri kısıtlayarak toplumu sindirmenin aracı haline getirilmesinin açık gösterisi olduğunu söyledi. Gazeteci Bahar Feyzan ise Altaylı'nın altı aydır tutuklu olduğunu hatırlatarak, çıkan kararın ülke adına utanç verici olduğunu ifade etti.
Baskı ve Gözdağı Mesajı Eleştirisi
Gazeteci Çiğdem Toker, verilen cezanın haksızlığının ortada olduğunu belirterek, amacın "bir taşla çok kuş" vurmak olduğunu dile getirdi. Toker, kararın etkili bir gazeteciyi hapis tutarken, dışarıdaki gazetecilere de gözdağı mesajı taşıdığını kaydetti. Nevşin Mengü ise hiçbir kimsenin bu cezayı vicdanına sığdırabildiğini düşünmediğini ifade etti.
Siyasi Baskı ve Tahammülsüzlük
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, 4 yıl 2 ay hapis cezasının, yargının bir baskı aracına dönüştüğünü açıkça gösterdiğini söyledi. Ortada somut bir suç olmadığını vurgulayan Nazlıaka, "Korkutmak, susturmak ve yıldırmak için hukuksuzluk işletiliyor" dedi.
CHP Milletvekili Melih Meriç ise kararı iktidarın eleştiriye tahammülsüzlüğünün ve hukukun siyasal baskı altında eğilip büküldüğünün ibretlik bir göstergesi olarak niteledi. Meriç, "Hapsedilen Altaylı değil, basın özgürlüğüdür" ifadesini kullandı.
Murat Ağırel de Sessiz Kalmadı
Gazeteci Murat Ağırel, kararda geçen "kaçma şüphesi" ve "adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı" gerekçelerine tepki göstererek, "Mahkemede nasıl olsa doğru ortaya çıkar diyorsunuz; fakat bırakın doğrunun ortaya çıkmasını, daha da kötüsüyle karşılaşıyorsunuz" dedi. Ekonomist Murat Muratoğlu ise bu ceza sonrasında İmamoğlu davası gibi siyasi davaların sonucunu merak etmeye pek gerek kalmadığı yorumunu yaptı.